🎊 Isra Suresi 36 Ayet Ve Mülk Suresi 23 Ayetlerin Meali
111FETİH SÛRESİ Adını 1. âyetteki قتح [feth] sözcüğünden ve bu sûrenin ana konusu olan Mekke’nin fethinden alan sûrenin, Medîne döneminde 111. sırada indiği kabul edilir. Târih kayıtlarına göre bu sûre, hicret’in 6. yılında Hudeybiye Barış Antlaşması sonrasında Medîne’ye dönüşte inmiştir.
12Durusoy, İbn Sinâ Felsefesinde İnsan ve Âlemdeki Yeri, s.23. 15 Yrd. Doç. Dr. Hamza AKTAŞ. mekte ve ona nüfuz edebilmektedir.13. Eflâtun öncesi düşüncede ise, nefsin, bütün canlıların il-kesi olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bunun canlılarda çeşitli mer-haleleri ve görünümleri bulunmaktadır.
İsrasuresi 36. ayet meali: ''Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.'' Mülk suresi 23. ayet meali: ''(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!'' İsra suresi 36 ve Mülk suresi 23. ayetlerden
İsrâSuresi 36. ayeti Türkçe Kur'an Meali | 17/İsrâ -36 Sonraki Ayet Önceki Ayet وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لاً ﴿٣٦﴾
Kudüs'teki Givat Mordechai adlı mahallede bulunan, 20. yüzyılın ortalarından kalma ''İsrail'in 12 Kabilesi'' adlı mozaik. Milattan önceki farklı yıllara ait olan bazı İsraillilerin tasvirleri. On Emir 'i alan Musa tablosu ( Rembrandt ) Bakara Suresi'nin girişi (Asya Medeniyetleri Müzesi, Singapur ) Antik Mısır. İsrailoğulları.
36. Bilgin olmayan şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp (gördüğünden, duyduğundan, niyetlenip azmettiğinden) bunların hepsinden sorumludur. (17/İsrâ, 36) 35. Ayet 37. Ayet.
Kuran’dan Mesajlar: İsrâ suresi 36. Ayet ve Mülk Suresi 23. Aye - Eksik sözcük. 1. “Hakkında kesin [bilgi] sahibi olmadığın şeyin [peşine] düşme. Çünkü [kulak], göz ve [kalp] bunların hepsi ondan sorumludur.” , 2. “De ki: [Allah], sizi [yaratan] ve size [kulaklar], gözler ve [kalpler] verendir. Ne kadar da az
İsrâSuresi 111 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 50. sure olarak inmiştir.Kur'an-ı Kerim'de 281 sayfa numarasında yer almaktadır.
İsrâSuresi 36. Ayet Meali Ve senin için kendisine bilgi olmayan bir şeyin arkasına düşme. Şüphe yok ki kulak, göz, gönül, hepsinden (sahibi
8vtH. Sonraki ❭ بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ سُبْحَٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِۦ لَيْلًا مِّنَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ إِلَى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْأَقْصَا ٱلَّذِى بَٰرَكْنَا حَوْلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنْ ءَايَٰتِنَآ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ Subhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidil harâmi ilel mescidil aksallezî bâreknâ havlehu li nuriyehu min âyâtinâ, innehu huves semîul basîrbasîru. Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. Diyanet İşleri Başkanlığı Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. Diyanet Vakfı Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye Muhammed kulunu Mescid-i Harâm´dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ´ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Uzaktır bütün noksanlıklardan O ki, kulunu bir gece Mescidi Haram´dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa´ya götürdü; ona ayetlerimizden gösterelim diye. Gerçek şu ki, O´dur işiten gören! Elmalılı Hamdi Yazır Kulu Muhammed´i geceleyin, Mescid-i Haram´dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid- i Aksâ´ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O´dur. Ali Fikri Yavuz Her türlü noksanlıktan münezzeh olan O Allah’dır ki, kulunu Hz. Peygamber Aleyhisselâmı gece Mescid-i Harâm’dan Mekke’den alıp o etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya kadar götürdü; ona, âyetlerimizden kudretimize delâlet eden acaibliklerden gösterelim diye yaptık. Hakikat bu O Semî’dir = her şeyi işitir, Basîr’dir= her şeyi görür. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Tenzih o Sübhana ki kulunu bir gece Mescid-i Haram´dan o havalisini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ´ya isrâ buyurdu ona âyetlerimizden gösterelim diye, hakıkat bu odur o işiden gören Fizilal-il Kuran Kulu Muhammed´i bir gece Mescidi Haram´dan Kabe´den yola çıkararak, kendisine bazı mucizelerimizi, olağanüstülüklerimizi gösterelim diye, çevresini kutsal kıldığımız Mescidi Aksa´ya Kudüs´e ulaştıran Allah, her türlü noksanlıktan uzaktır. O her şeyi işiten ve her şeyi görendir. Hasan Basri Çantay Kulunu Muhammed sallellâhü aleyhi ve sellemî bir gece Mescid-i haramdan alıb Mescid-i Aksaaya kadar götüren Zât-i ecelle ve a´lâ her dürlü nakıysalardan münezzehdir. O Mescid-i Aksaa ki biz onun etrafına feyz ve bereket verdik ve bu gece yolculuğunu ona o peygambere âyetlerimizden ba´zısını gösterelim diye yapdırdık. Şübhesiz ki O, asıl O her şey´i hakkıyle işiden, her şey´i kemâliyle görendir. İbni Kesir Şanı yücedir o Allah´ın ki; kulunu geceleyin Mescid-i Haram´dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa´ya götürmüştür. Bir kısım ayetlerimizi gösterelim diye. Muhakkak ki O´dur O, Semi´, Basir. Ömer Nasuhi Bilmen Münezehtir o Hâlik-i Kudret ki, kulunu bir gece Mescid-i Haram´dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa´ya yürüttü. Tâ ki, O´na âyetlerimizden gösterelim. Şüphe yok ki, ancak O Hâlik-i Kadîmdir ve herşeyi işiten, gören. Tefhim-ul Kuran Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram´dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa´ya götüren O Allah yücedir. Gerçekten O, işitendir görendir.
❬ Önceki Sonraki ❭ وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ ۚ إِنَّ ٱلسَّمْعَ وَٱلْبَصَرَ وَٱلْفُؤَادَ كُلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْـُٔولًا Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardınca gitme; çünkü kulak, göz, gönül; bunların her biri ondan sorumludur. Meallere göre İsrâ Suresi 36. Ayet Tüm Mealler İsrâ 36 Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal İsrâ 36 Diyanet İşleri Başkanlığı İsrâ 36 Elmalılı Hamdi Yazır İsrâ 36 Ali Fikri Yavuz İsrâ 36 Diyanet Vakfi İsrâ 36 Elmalılı Hamdi Yazır Sade İsrâ 36 Elmalılı Hamdi Yazır Sade 2 İsrâ 36 Fizilal-il Kuran İsrâ 36 Hasan Basri Çantay İsrâ 36 İbni Kesir İsrâ 36 Ömer Nasuhi Bilmen İsrâ 36 Tefhim-ul Kuran İsrâ 36 Kuran Yolu İsrâ 36
وَكُلَّ إِنْسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَائِرَهُ فِي عُنُقِهِ ۖ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنْشُورًا Ve külle insanin elzemnahü tairahu fı unukıh ve nuhricü lehu yevmel kıyameti kitabey yelkahü menşura Kelime Okunuşu Anlamı Kökü إِنْسَانٍ insānin insanın أَلْزَمْنَاهُ elzemnāhu bağladık طَائِرَهُ Tāirahu kuşunu kaderini وَنُخْرِجُ ve nuḣricu ve çıkarırız الْقِيَامَةِ l-ḳiyāmeti kıyamet كِتَابًا kitāben bir Kitap يَلْقَاهُ yelḳāhu bulacağı مَنْشُورًا menşūran açılmış olarak Abdulbaki Gölpınarlı Abdulbaki Gölpınarlı Her insanın yaptığı işleri boynuna astık, kıyâmet günü de apaçık yazılmış bir kitap olarak meydana çıkaracağız onları, herkes, ne yapmışsa hepsini o kitapta yazılmış bulacak. Abdullah Parlıyan Abdullah Parlıyan Manevî ve ahlâkî tercihlerinin sonucu her insanın kaderini, uğurlarını ve uğursuzluklarını, hayır ve şerden paylarını boynuna astık. Kıyamet günü, açılmış olarak karşılaşacağı amel defterini önüne çıkarırız. Adem Uğur Adem Uğur Her insanın amelini veya kaderini boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. Ahmed Hulusi Ahmed Hulusi Her insanın yaptıklarını veya kaderini kendi boynuna doladık... Kıyamet sürecinde kendisine kişinin kıyameti olan ölümünde ya da genel anlamda mahşer sürecinde kaydolmuş olarak bilgisini çıkarırız. Ahmet Varol Ahmet Varol Her insanın kuşunu amelini, uğurunu kendi boynuna doladık. Kıyamet günü onun için, açılmış halde kendine ulaşacak bir kitap çıkarırız. Ali Bulaç Ali Bulaç Biz, her insanın kuşunu işlediklerini, yaptıklarını kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. Ali Fikri Yavuz Ali Fikri Yavuz Herkesin amelini kendi boynuna taktık ondan ayrılamaz. Kıyamet günü onun için bir kitap çıkaracağız ki, ona açılmış olarak kavuşacak. Bayraktar Bayraklı Bayraktar Bayraklı Her insanın amelini boynuna doladık yani mahşere amelleri boynuna takılı olarak gelecektir. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. Bekir Sadak Bekir Sadak Her insanin boynuna islediklerini dolariz ve kiyamet gunu acilmis bulacagi Kitap’i onune cikaririz. Celal Yıldırım Celal Yıldırım Her insanın Dünya’da işlediği amelini boynuna dolarız; Kıyamet günü de açık vaziyette bulacağı bir kitabı önüne çıkaracağız. Cemal Külünkoğlu Cemal Külünkoğlu Her insanın yaptıklarını kaydeden hayat defterini Hard Disk`i boynuna taktık. Kıyamet günü herkes için onu, önünde açılmış olarak dünyada yaptıklarının kaydedildiği her şeyi bulacağı bir kitap hayat filmi halinde çıkarırız. Diyanet İşleri Diyanet İşleri Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. Diyanet Vakfı Diyanet Vakfı Her insanın amelini veya kaderini boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. Edip Yüksel Edip Yüksel Her insanın kaderini kendi kişisel seçimine bağlamışızdır. Diriliş gününde, kendisi için bir kayıt çıkarıp yayımlarız. Elmalılı Hamdi Yazır Elmalılı Hamdi Yazır Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız. Fizil-al il Kuran Fizil-al il Kuran Her insanın amelini halka yapıp boynuna takarız. Kıyamet günü açık olarak bulacağı bir amel defteri önüne çıkarırız. Gültekin Onan Gültekin Onan Biz, her insanın kuşunu işlediklerini, yaptıklarını kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. Harun Yıldırım Harun Yıldırım Her insanın amelini veya kaderini boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. Hasan Basri Çantay Hasan Basri Çantay Herkesin dünyâdaki amel ve hareket ini kendi boynuna doladık. Kıyamet günü onun için bir kitab çıkaracağız ki neşredilmiş olarak kendisine kavuş ub şöyle çat acak Hayrat Neşriyat Hayrat Neşriyat Ve her insanın amelini, kendi boynuna bağladık. Kıyâmet günü onun için oamellerinin yazıldığı bir kitab çıkarırız ki, onu açılmış olarak önünde bulur. İbn-i Kesir İbn-i Kesir Her insanın işlediklerini boynuna dolarız. Ve onun için kıyamet gününde açılmış bulacağı bir kitab çıkarırız. İlyas Yorulmaz İlyas Yorulmaz Biz her insanın yapıp ettiklerini bir liste halinde boynuna kendi hesabına yazılmış olarak dolarız. Kıyamet gününde de bu kayıtları çıkartırız ve basılmış kitap halinde eline alır. İskender Ali Mihr İskender Ali Mihr Bütün insanların kuşunu kazandıkları ve kaybettikleri dereceleri boynunda bağladık boynuna astık. Ve kıyâmet günü ona, neşredilmiş kitabı üç boyutlu olarak boşlukta oynayan hayat filmini çıkarırız. Kadri Çelik Kadri Çelik Biz, her insanın kuşunu yaptıklarını kendi boynuna doladık ve kıyamet gününde de onun için açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız. Muhammed Esed Muhammed Esed Öte yandan, Biz her insanın kaderini kendi boynuna dolamışızdır; öyle ki, Kıyamet Günü onun önüne, her şeyi açık açık kaydedilmiş bulacağı bir sicil çıkaracağız; Mustafa İslamoğlu Mustafa İslamoğlu Ve Biz, her bir insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık. Nitekim Kıyamet Günü onun önüne, dünyada yapıp ettiği her şeyi kayıtlı bulacağı bir sicil koyacak ve diyeceğiz ki Ömer Nasuhi Bilmen Ömer Nasuhi Bilmen Ve her insanın amelini boynuna dolayıverdik ve Kıyamet günü onun için bir kitap çıkarırız ki, onu neşredilmiş olduğu halde karşılar. Ömer Öngüt Ömer Öngüt Biz herkesin dünyadaki amelini kendi boynuna doladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. Sadık Türkmen Sadık Türkmen Her insanın yapıp ettiğini kendi boynuna doladık. Kıyamet günü onun için, kendisini açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız. Seyyid Kutub Seyyid Kutub Her insanın amelini halka yapıp boynuna takarız. Kıyamet günü açık olarak bulacağı bir amel defteri önüne çıkarırız. Suat Yıldırım Suat Yıldırım Her insanın vebalini, kendi nefsine bağladık, her insan yaptıklarına göre muamele görür. Nitekim kıyamet günü önüne açılan bir defter çıkaracağız. [İşaya 65,6; Daniel 7,10; Vahiy 20,12] Süleyman Ateş Süleyman Ateş Her insanın tâirkuşini boynuna bağladık, kıyâmet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitâp çıkarırız Şaban Piriş Şaban Piriş Her insanın boynuna amelini dolarız. Kıyamet günü, onun için ortaya konacak bir kitap çıkarırız. Tefhim-ul Kur'an Tefhim-ul Kur'an Biz, her insanın kuşunu işlediklerini, yaptıklarını kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk Her insanın uğursuzluk kuşunu onun boynuna takmışızdır. Kıyamet günü kendisine, önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracağız Yusuf Ali İngilizce Yusuf Ali İngilizce Every man´s fate We have fastened on his own neck On the Day of Judgment We shall bring out for him a scroll, which he will see spread open.
Sebe' Sûresi Hakkında Sebe’ sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 54 âyettir. İsmini, 15. âyette geçen ve Yemen’de bir kavmin ismi olan Sebe’ kelimesinden almıştır. Resmi tertibe göre 34, iniş sırasına göre 58. sûredir. Nuzül Mushaftaki sıralamada otuz dördüncü, iniş sırasına göre elli sekizinci sûredir. Lokman sûresinden sonra, Zümer sûresinden önce Mekke’de inmiştir. 6. âyetinin Medine’de nâzil olduğuna dair bir rivayet de vardır. Konusu Sûrede, diğer Mekkî sûrelerde olduğu gibi esasen tevhid, nübüvvet ve âhiret mevzuları işlenir. Bir taraftan Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman’ın dünya saltanatı misal verilip dünya nimetlerinin ancak şükürle devam edeceği belirtilir. Bir taraftan da, aynı dönemde yaşayan Sebe’ halkının maddî zenginlik ve refahları misal verilip nankörlük edilince nimetlerin nasıl geri alındığı dersi verilir. Kendileri inanmadıkları gibi zayıf insanları da dinden döndüren müstekbirlerle onlara kanan mustaz’aflar arasında mahşerde vuku bulacak bir cedelleşme manzarası arz edilerek, mal ve evlatlarının çokluğuna güvenip müslümanların fakirliği ile alay eden kibirli müşriklere hazin âkibetleri seyrettirilir. Çünkü iman ve sâlih amel olmadığı sürece mal da evlat da insana bir fayda sağlamayacaktır. Hepsinin âkıbeti hüsrândır. Ancak Allah yolunda harcanan küçük büyük ne olursa, Allah onun dünyada da âhirette de karşılığını verecektir. Sûrenin sonunda inkârcılar tek tek Allah’ı birlemeye davet edilerek, bâtılın yok olup gideceği, hakkın ise bütün yücelik ve haşmetiyle gâlip geleceği müjdesi verilir. Sebe' Süresi 36. Ayet Tefsiri وَقَالُوا نَحْنُ اَكْثَرُ اَمْوَالًا وَاَوْلَادًاۙ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ ﴿٣٥﴾ قُلْ اِنَّ رَبّ۪ي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ۟ ﴿٣٦﴾ 35 Üstelik “Bizim malımız da, evladımız da sizinkinden daha fazla. Biz öyle azap filân da görecek değiliz” demişlerdir. 36 De ki “Rabbim dilediğine rızkı bol verir, dilediğine az verir. Ne var ki, insanların çoğu bu gerçeği bilmez.” TEFSİR Allah’ın hikmeti, peygamberlerin ve onlara inananların çoğu fakir, onlara karşı çıkanların çoğu da nimet ve zenginlikle şımarmış kimseler olmuştur. Bunlar zenginliklerine, mal ve evlatlarının çokluğuna güvenerek ilâhî mesajı reddetmişlerdir. Hatta onlarda şöyle bir düşüncenin oluştuğu da hissedilmektedir “Biz, Allah’ın gözde kullarıyız. Bu sebeple bize, müslümanları mahrum bıraktığı veya az miktarda verdiği nimetlerden bol bol ihsan ediyor. Eğer Allah bizden hoşnut olmasa, neden bütün bu serveti, mal ve gücü bize versin? Bize dünyada bu kadar bol nimetler veren Allah, eğer varsa âhirette de bizi cezalandırmayacaktır.” Halbuki insana verilen rızkın çok veya az oluşunun, kişinin Allah yanındaki değeriyle bir alakası yoktur. O tamamen Allah’ın dilemesine kalmış ve imtihanı gerektiren bir durumdur. Esas değer, ahlâk ve fazilet sahibi olgun bir insan olabilmektedir. Nitekim şâir Bâkî şöyle der “Şeref vermez dür ü gevher, kemâl olmaz zer ü zîver Hüner kesbet hüner, bahr-i fazilet, kân-ı irfân ol.” “Aslında hiçbir değeri olmayan bir insanı inciler ve mücevherlerle süsleyerek şerefli bir kişi hâline getirmeye çalışmak ne kadar faydasız bir emek ise, sayısız servetlere sahip bir insan için de, Ben kemâl sahibiyim!» diye iddiada bulunmak o kadar yersiz ve gülünçtür. Sen, gerçekten kâmil bir insan olmak istiyorsan, her türlü âlâyişi bir tarafa bırakarak ilim elde et, fazilet ve irfân sahibi ol! Ancak bunlar seni şerefli bir insan yapar.” Unutulmaz Mısralar, s. 144 Şunu unutmayın kiKaynak Ömer Çelik Tefsiri
isra suresi 36 ayet ve mülk suresi 23 ayetlerin meali